Antik Mısır ve Yunan mitolojisinde kendi kuyruğunu ısıran bir yılan sembolü vardır: Ouroboros . Sonsuz döngüyü, kendi kendini besleyen ve yeniden yaratan varoluşu simgeler. Bugün yapay zeka laboratuvarlarında yankılanan en cüretkar sorulardan biri, modern dünyanın Ouroboros’unu yaratıp yaratamayacağımızdır: Bir yapay zeka, başka bir yapay zekayı —hatta kendisinden daha üstün bir aklı— eğitebilir mi? "Bir zihin, kendi karmaşıklık sınırlarının ötesine uzanan bir başka zihni sırf kendi aynasındaki yansımalarıyla inşa edebilir mi?" Bu soru artık salt bilimkurgu yazarlarının ya da felsefecilerin zihin egzersizi değil; veri merkezlerinde her gün milyarlarca parametreyle test edilen teknik bir mühendislik gerçeğidir. Gelin bu meselenin hem kodlama tahtasındaki teknik mimarisine hem de bizi bekleyen varoluşsal felsefi derinliğine birlikte bakalım. 1. Teknik Gerçeklik: Makineler Birbirine Ne Öğretiyor? Mühendislik düzeyinde "yapay zekanın yapay zekayı eğitmesi"...
Bir Makinacının anıları...