Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yapay Zeka etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Neolitik Donanım, Dijital Çağ: Bilişsel Kapasiteyi Korumak İçin İlk İlkeler Protokolü

Bilişsel Mimariler, Nörobilim & Hiperera • Bağımsız Vitrin İncelemesi Neolitik Donanım, Dijital Çağ: Bilişsel Kapasiteyi Korumak İçin İlk İlkeler Protokolü Taş devri için optimize edilmiş 20 vatlık bir işlemciyi, bildirim fırtınaları ve süper-normal uyaranlarla dolu bir çağda nasıl yanmadan çalıştırırız? Bir tasarım mühendisinin gözünden donanım şartnamesi, arıza modları ve koruma protokolü... 1950'lerde Hollandalı etolog Niko Tinbergen, kuşlarla tuhaf bir deney yaptı. Yuvalarındaki yumurtaların yanına alçıdan yapılmış sahte yumurtalar koydu. Ama bu sahte yumurtalar gerçeklerinden daha büyük, renkleri daha canlı, benekleri daha belirgindi. Sonuç ürkütücüydü: Kuşlar kendi gerçek yumurtalarını terk edip, üzerine sığamayacakları kadar büyük sahte yumurtaların üstüne oturmaya çalıştılar. Bazıları neredeyse kayarak düşerken bile denemeye devam etti. Tinbergen bu olguya "süper-normal uyaran" (supernormal stimulus) ...

Hiperera #2: Bilişsel Kaldıraç (Cognitive Leverage): Asistan Değil, Zihinsel Çarpan Olarak Yapay Zeka

Hiperera & Yüksek Performans Çağı • Bölüm #2 Bilişsel Kaldıraç (Cognitive Leverage): Asistan Değil, Zihinsel Çarpan Olarak Yapay Zeka Antik Yunan'ın dahi matematikçisi ve mühendisi Arşimet, mekanik prensipleri çözdüğü an tarihe kazınan o cüretkâr meydan okumayı dile getirmişti: "Bana yeterince uzun bir kaldıraç ve sağlam bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım." Arşimet'in işaret ettiği ilke basitti ama insanlık tarihini kökünden değiştirdi: Kaldıraç (leverage) , sınırlı bir biyolojik kas gücünü alıp onu binlerce katına katlayarak devasa kayaları, gemileri ve kaleleri hareket ettirebilir hale getiriyordu. Sanayi Devrimi; buhar makineleri, hidrolik pistonlar ve dişli kutularıyla temelde fiziksel kaldıracın gezegen ölçeğindeki zaferiydi. İnsan, kas gücünün biyolojik sınırlarını mekanik kaldıraçlarla aştı. Ancak 21. yüzyılın üçüncü çeyreğinde artık sınırımız kas gücümüz değil. Bugün bizi sınırlayan şey; dikkat penceremiz,...

Hiperera #1: Doğrusal Dünyadan Üstel Çağa: Katlanarak Büyüyen Teknolojiyi Anlamak

Hiperera & Yüksek Performans Çağı • Bölüm #1 Doğrusal Dünyadan Üstel Çağa: Katlanarak Büyüyen Teknolojiyi Anlamak Şöyle bir deney hayal edin: Bulunduğunuz odadan çıkıp düz bir çizgide 30 büyük doğrusal adım atıyorsunuz. Her adımınız tam 1 metre olsun. 30 adımın sonunda nereye varırsınız? Çok basit: 30 metre uzağa; muhtemelen sokağın başına ya da bahçe kapısına. Şimdi deneyi kuralı değiştirerek baştan yapalım: İlk adımınız yine 1 metre olsun, ancak her bir sonraki adımınız bir öncekinin iki katı uzunluğa (üstel) ulaşsın. 1 metre, 2 metre, 4 metre, 8 metre... 30 üstel adım attığınızda nereye varırsınız? İnsan beyni bu soruyu sezgisel olarak cevaplamakta zorlanır; genellikle birkaç kilometre ya da şehirlerarası bir mesafe tahmin edilir. Oysa matematik acımasız ve nettir: 30. adımınız tam 1 milyar 73 milyon metreye (yaklaşık 1.073.741 km) ulaşır. Bu mesafe, Dünya'nın çevresini 26 kez turlamak ya da Dünya ile Ay arasındaki mesafeyi neredeyse üç ke...

Felsefe ve Yapay Zeka #3: Bireysel Bilgelikten Toplumsal Bilgeliğe — Erdemli Bireyden Kolektif Akla

Felsefe, Etik ve Toplumsal Dinamikler • Bölüm #3 Bireysel Bilgelikten Toplumsal Bilgeliğe: Yapay Zeka Çağında Erdemli Bireyden Kolektif Akla İçinde bulunduğumuz yüzyıl, insanlık tarihinin en hızlı ve en yoğun bilgi patlamasına tanıklık ediyor. Birkaç saniye içinde kütüphaneler dolusu bilgiyi sentezleyen büyük dil modelleri, saniyede trilyonlarca işlem yapan silikon çipler ve hayatımızın her alanını saran otonom algoritmalar... Her gün biraz daha güçlü bir "Zeka" (Intelligence) ile kuşatılıyoruz. Ancak insanlık tarihinin en kadim paradoksu bugün tüm çıplaklığıyla karşımızda duruyor: Bilgi ve zekanın zirve yaptığı bu çağda, neden "Bilgelik" (Wisdom) konusunda bu kadar yoksul ve savunmasızız? Bir önceki yazımızda, çoğunluğun yanılgısını ve yapay zekanın popüler insan tercihlerine göre optimize edildiğinde nasıl bir algoritmik vasatlığa (RLHF tuzağı) sürüklendiğini incelemiştik. Teşhisimiz açıktı: Kalabalıkların körce birbirini taklit ettiği...

Felsefe ve Yapay Zeka #2: Birey, Çoğunluk ve Toplumsal Bilgelik — 2018'deki 'Çoğunluk Neden Hep Yanılır?' Yazısından Algoritmik Vasatlığa

Felsefe, Birey ve Toplumsal Bilgelik • Bölüm #2 Felsefe, Birey ve Toplumsal Bilgelik: 2018'deki 'Çoğunluk Neden Hep Yanılır?' Yazısından Algoritmik Vasatlığa (RLHF) 2018 yılının Ağustos ayında, bu blogda insan doğasının ve toplumsal dinamiklerin en hassas yaralarından birine parmak basarak "Çoğunluk Neden Hep Yanılır?" başlıklı bir yazı yayınlamıştım. O gün kaleme aldığım temel tez şuydu: Toplumsal normlar ve yazılı olmayan mahalle baskıları bireyin üzerinde öyle ağır bir tahakküm kurar ki; birey kendi aklını ve vicdanını çoğunluğun konforlu uyuşukluğuna feda eder. Oysa kadim bilgelik geleneklerinden tarihteki büyük ahlaki kırılmalara kadar her derin öğreti aynı gerçeği fısıldar: Bir fikrin kalabalıklarca benimsenmiş olması, onun doğru, adil ya da bilgece olduğunu asla kanıtlamaz. Aradan geçen sekiz yılda dünya silikon tabanlı bir zeka devrimine uyandı. Bugün milyonlarca insan sorularını kütüphanelere ya da bilge insanlara değil; yapay...

Felsefe ve Yapay Zeka #1: Algoritmik Torpil - 2017'deki 'Adam Kayırma' Yazısından Yapay Zeka Yanlılığına

Felsefe, Etik ve Toplum • Bölüm #1 Algoritmik Torpil: 2017'deki 'Adam Kayırma' Yazısından Yapay Zeka Yanlılığına (AI Bias) Takvimler Ocak 2017’yi gösterdiğinde, bu blogda içimdeki derin bir toplumsal sancıyı kelimelere dökerek "Ülkemizin Geri Kalma Nedenleri Üzerine; Torpil, Adam Kayırma ve İşe Alımlarda Haksızlık" başlıklı bir yazı kaleme almıştım. O yazıda bir milletin çöküşünün parasızlıkla değil, liyakatsizlikle başladığını; hak edenin değil tanıdığı olanın koltukları doldurduğu bir sistemde adaletin ve çalışma arzusunun nasıl buharlaştığını anlatmıştım. Aradan geçen yıllarda teknoloji devasa adımlar attı ve silikon vadilerinden tüm dünyaya göz kamaştırıcı bir vaat fısıldandı: "İnsan zayıftır, duygusaldır, akrabasını ve hemşehrisini kayırır. Oysa algoritmalar soğuktur, tarafsızdır ve sadece matematiğe bakar. Kararları, terfileri ve işe alımları yapay zekaya bırakırsak torpil biter, mutlak liyakat gelir!" Peki gerçekte...