Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bilişsel Mimariler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

"Buraya Karar Vermek İçin Gelmedin, Anlamak İçin Geldin": Matrix, Libet Deneyi ve Karar Mekanizmasının Anatomisi

Felsefe, Bilişsel Mimariler & Strateji • Bağımsız Vitrin İncelemesi "Buraya Karar Vermek İçin Gelmedin, Anlamak İçin Geldin": Matrix, Libet Deneyi ve Karar Mekanizmasının Anatomisi Determinizm illüzyonu, hazır olma potansiyeli (readiness potential) ve yüksek performanslı zihinsel modellerde 'Neden' arayışı üzerine ilk prensiplerden bir inceleme... Sinema tarihinin en zihin açıcı sahnelerinden biri, The Matrix Reloaded (2003) filminde güneşli bir park köşesinde geçer. Çevrede yemlenen güvercinler, ahşap bir park bankı, telaşsızca sigarasını tüttüren Kâhin (Oracle) ve hakikati arayan Neo... Kâhin cebinden kırmızı bir şekerleme çıkarıp Neo'ya uzatır. Neo tereddüt eder ve sorar: "Alıp almayacağımı zaten biliyorsan, bu nasıl bir seçim olabilir?" Kâhin'in verdiği yanıt, yalnızca Wachowski kardeşlerin kurguladığı bir bilimkurgu aforizması değil; Spinoza'dan Nietzsche'ye, çağdaş bilişsel...

The Prisoner (2009) #4: "Çölün Ortasındaki Yankı" — Rover, Kolektif Suçluluk ve Bastırılan Bilinçdışı

The Prisoner (2009) • Bölüm #4 "Çölün Ortasındaki Yankı": Rover, Kolektif Suçluluk ve Bastırılan Bilinçdışı Issız çölün kavurucu sessizliği aniden derinden gelen ritmik, tok bir zonklamayla yırtılır. Ayaklarınızın altındaki kumlar bir sıvı gibi dalgalanmaya, tepecikler yarılıp çökmeye başlar. Ufukta bir toz bulutu değil; yerin metrelerce altından adeta bir jeolojik lav gibi fışkıran, nefes alıp veren, devasa, biçimsiz ve sütten beyaz bir kütle yükselir. Ne gözleri vardır ne kolları; fakat üzerinize doğru akarken yaydığı o boğucu metafizik basınç, damarlarınızdaki kanı dondurmaya yeter: Rover uyanmıştır. Patrick McGoohan'ın 1967 tarihli başyapıtında Rover; Soğuk Savaş paranoyasının bir ürünü olan, kaçan tutsakları plajlarda kovalayıp üzerlerine çöken devasa beyaz bir meteoroloji balonuydu. O dönemin izleyicisi için bu, devletin gözetleme ve yakalama aygıtının karikatürize ama ürpertici bir mekanik simgesiydi. Ancak 2009 yapımı mini dizide Bi...

The Prisoner (2009) #3: "Curtis'in Cenneti" — Neden Hiç Kimse 1 Numara Değil?

The Prisoner (2009) • Bölüm #3 "Curtis'in Cenneti": Neden Hiç Kimse 1 Numara Değil? — 2 Numara'nın Anatomisi ve Paternalist Teknokrasi Her distopyanın kalbinde görünür ya da görünmez bir tiran oturur. George Orwell'ın 1984 'ünde devasa posterlerden süzülen soğuk bakışlarıyla "Büyük Birader" vardır; Franz Kafka'nın Şato 'sunda ise zirvesine asla ulaşılamayan, adı telaffuz edilemeyen esrarengiz yöneticiler hüküm sürer. Hiyerarşi doğası gereği bir piramittir ve piramitlerin tepesinde daima "Bir Numara" bulunur. Fakat The Prisoner (2009) evrenine adım attığınız an, insanlık tarihinin tüm siyaset felsefesini ve iktidar mimarisini altüst eden tuhaf bir absürtlükle karşılaşırsınız: Köy'ü yöneten, sokakları kameralarla izleyen, insanlara ev ve roller tayin eden, her kapıyı açan anahtara sahip olan o kibar, yaşlı adamın yakasındaki rozette "1" değil, "2" yazmaktadır. Ian McKellen'...

The Prisoner (2009) #2: "Ben Bir Numara Değilim!" — Bireysel Hafıza, Kimlik ve Bilişsel Amnezi

The Prisoner (2009) • Bölüm #2 "Ben Bir Numara Değilim!" — Bireysel Hafıza, Kimlik ve Bilişsel Amnezi 1967 yılında Patrick McGoohan televizyon ekranından tüm dünyaya o ölümsüz manifestoyu haykırdığında Soğuk Savaş'ın zirvesiydi: "Ben bir numara değilim, ben özgür bir insanım!" ( "I am not a number, I am a free man!" ). O dönemde numara olmak; totaliter devlet bürokrasisinin dişlileri arasında ezilmek, bir sicil fişine, askeri bir koda ya da cezaevi damgasına indirgenmek demekti. Fakat 2009 AMC yeniden çevriminde Jim Caviezel'in hayat verdiği 6 Numara (Michael) bu cümleyi aynı şiddetle haykırdığında, alt metin çok daha sarsıcı, çok daha metafizik bir ontolojik trajediye dönüşür. Çünkü 2009 yapımı Köy'de hiç kimseye zorla kelepçe takılmaz. İşkence odaları yoktur. İnsanlar sabahları birbirlerine neşeyle "İyi günler 147!" , "Nasılsın 313?" diye selam verirler. Köy sakinleri isimlerini kaybetmiş...

The Prisoner (2009) #1: "Burası Neresi? Başka Yer Yok!" — İnşa Edilen Gerçeklik vs. Unutulan Hakikat

The Prisoner (2009) • Bölüm #1 "Burası Neresi? Başka Yer Yok!" — İnşa Edilen Gerçeklik vs. Unutulan Hakikat Sonsuz bir çölün ortasında, kızgın kumların üzerinde aniden gözlerinizi açtığınızı hayal edin. Kim olduğunuzu tam hatırlamıyorsunuz, zihninizde kırık cam parçaları gibi New York caddelerinin, metro seslerinin ve gökdelenlerin soluk imgeleri uçuşuyor. Kum tepelerini aşıp hayatta kalma güdüsüyle ilerlerken, hiçliğin ortasında pastel renkli villaları, kusursuz caddeleri, retro-fütüristik arabaları ve tebessüm eden insanlarıyla izole bir vaha beliriyor: "Köy" (The Village) . Nefes nefese ilk rastladığınız insana dehşet içinde o en ilkel soruyu soruyorsunuz: "Burası neresi? Buradan nasıl çıkabilirim?" Aldığınız cevap ise tüylerinizi ürpertiyor: "Burası Köy. Çıkmak mı? Başka bir yer yok ki!" Patrick McGoohan'ın 1967 tarihli kült klasiğinin 2009 yılında Bill Gallagher tarafından AMC için yeniden yorumlanan m...